|
Yazar : Volkan AKACI
|
 Genç Akademisyenler ve Üniversiteliler Eğitim, Kültür Derneği’nin Başkanı Hasan Eşici ile dernek, dergi, gündem ve hayata dair bir söyleşi yapmak üzere, başkanı evinde ziyaret ettik. Çaylarımızı yudumlarken yaptığımız kısa sohbet, yorucu bir hayatın ilk sinyallerini bize veriyordu.Öyle ki bir hafta içerisinde, doktora derslerine ve ödevlerine, kitap okumaya zaman ayırmanın yanında, dernek faaliyetlerine, spora, dostlarına, arkadaşlarına ve eşine zaman ayırabiliyordu. Belki de hayatı anlamlı kılan kişilerin zamanı ne kadar dikkatli kullandıklarında gizliydi. Sıcak ve sade bir evi olan başkan kısa bir ikramın ardından, sorulara geçebileceğimizi ifade etti. Hiç vakit geçirmeden ilk sorumuzla başladığımız söyleşimizle sizleri baş başa bırakıyoruz. |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : Oğuz ERSAGUN
|
|
Girizgâh
Seksen askerî darbesi sonrası hayata gözlerini açanların bilinçaltları, bir kargaşanın fikir dünyasıyla, bir karmaşanın renk cümbüşüyle bezenmiştir. Bilinçaltlarımızda gizlenmiş ve bir türlü açığa çıkaramadığımız; seksen öncesine dair hatıralar, babalarımızın suskunluğu ve o devirde yeni yeni yaygınlaşan televizyon karşısında ağlayan annelerimiz ile birlikte, bilmeden, çocuk aklımızla bizlerin de ağlamasıydı. İşte bu suskunluğun ve ağıtın; bilinçsiz ellerle sulanması neticesi gençliğin hangi fikir dünyalarında yeşerdiğini gözlemlemek artık mümkün hâle gelmiştir. Bilinçli ellerce yetiştirilenler ise geçmişin –ve ne yazık ki günümüzün- bu acı tablosunun ismine terör diyebilirken, kalplerinde de birçok kesimi bu konu dolayısıyla mahkûm etmişlerdir. |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : Mahmut Afşin ÇAPAROĞLU
|
 İnsanoğlu doğuştan taraftır. Bu taraftarlık ailesine, memleketine veya inançlarına yönelik olabilir. Belli bir zihnî terakkiye ulaşmış her insan kendine has bir dünya görüşüne sahiptir. Bu görüş, bizim inandığımız Türk milliyetçiliği gibi kişinin millî değerleri ve bunlar üzerinden gelişen bir ideoloji olabileceği gibi; liberalizm, hümanizm veya sosyalizm gibi daha küresel düşünce akımlarına da dayanabilir. |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : Alperen GÜNHAN
|
 Tarihte bazı şehirlerin birçok hikâyesi, destanı, kahramanı ve sembolize ettiği pek çok değeri vardır. Bu ay Türk mührünün vuruluşunun 555. yıl dönümünü kutlayacağımız İstanbul ise sembolden ziyade birçok değerin anlamı olmuştur. |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : M. Kürşat ÜÇÜNCÜ
|
Kalemin kırılma sesi hala kulaklarımda çınlıyordu, tıpkı tebessümlerinizin gözümün önünden hiç gitmediği gibi… Kimseler savunmadı sizi kimseler sevmedi bizim kadar… Oğuz Ata’nın otağına göç eylemenin eşiğindeyken ‘altı da bir üstü de bir yerin’ diye mırıldandılar hiç pişman olmadan…
|
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : Davut KARATAŞ
|
 İnsan bünyesinin en vazgeçilmez ihtiyaçlarından biridir uyku. Kendi içinde değişik dönemleri vardır. Vücut fonksiyonlarından bir kısmı durur, bir kısmı yavaşlar. Bazı dönemlerde bir kısım vücut fonksiyonu artar. Uyku, bir yönüyle de insanı düşündüren, insan dimağında farklı ufuklar açan, insanın kendisinden çıkıp kâinatı anlamasına vesile olan ipucudur. |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : Ayvaz Rauf AKA
|
 Allahın adıyla başlarım şüphesiz kalem de onundur. Her şey ondandır ve her iyi amel elbette ki onadır. Günümüzde baskın sistem olan ve insanlığı baskı altına alan Batı düşünce sistemi, kabul edilmelidir ki Roma düşünce sistemi ve onun selefi olan Eski Yunan düşünce sistemiyle dolaylı olarak bağlantılıdır. İnsan elbette ki düşünce ve uygulamalarıyla vardır. |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : Murat Emre ŞAHİN
|
 Türk Münevveri Türk Milleti'nin en sıkıntılı olduğu dönemlerde milletine ışık tutmak amacıyla çeşitli fikirler ortaya atmış ve kurtuluş reçeteleri sunmuştur. Zaten münevverin işi bu değil midir? Milletine karşı olan görevi, milletini aydınlatmak ve sıkıştığı anlardan milletinin nasıl kurtulması gerektiği üzerine milleti adına kafa yoran insan değil midir? |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : Oğuz ATALAY
|
|
‘Bismillâhi evvelehü ve âhirehü’
‘Karanlığın son çırpınışlarında Bıraktım kederleri’
Koskoca iki senenin ecele yolculuğumdan silinmesiydi hayatıma girişin. Sabahlara kadar demlediğim hüznüme ezanın ilk sesleriyle son vermeyi öğrendim. Her sabah umuda açtım perdeleri, her sabah yine senle, yine sana ve yine senin için doğdu güneş. Günlerin tülleri, benzediğin –ya da benzettiğim- Güntülü ile aralandı ‘Ruh’umda. ‘Adam’ olmak seni sevmekti temmuz sıcağında. Hem de terk ederek kederi, hem de sıyrılırken gece, hem de son yudumunda fincandaki çayın. Sen varsın diye kalınmalıydı artık, sen varsın diye orada olunmalı… Sen varsın diye geçilebilmeliydi yıllardır önüme konulan engel. Hatta sen geleceksin diye beklenmeliydi günün sonu, işkence saydığım her dakikaya rağmen. |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : Eren KILIÇ
|
 Ünlü bilgin Kaşgarlı Mahmut’un doğumunun 1000. yılını kutladığımız şu günlerde, bu önemli şahsiyetin sevdası olan Türkçe, ondan bin sene sonra ne durumdadır? ‘Ses bayrağımız’ diyerek kutsallaştırdığımız dilimizin bugün bayraktarlığını yapabiliyor muyuz? Dilimize gerekli özeni gösterebiliyor muyuz? İnsanlarımızda bugün Türkçe sevgisi, anadil duygusu ve duyarlılığı yeterince var mı? Bu kutlu bilgeyi hayırla yâd ettikten sonra, bu yazımda Türk diline yapıldığını düşündüğüm en büyük hainlik olan yabancı dilde eğitim konusu üzerinde durmak istiyorum. |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : Oğuz ATALAY
|
 ‘Bismillâhi evvelehü ve âhirehü’ Dilime kilit vurdum. Nice aksakallının yoldaşlığında Melekler atlandı gök ağlamadan evvel. Ebemkuşağına büründüler sonra Işıklarıydı, sinemde parlayan mavi Ve kanatlarıydı, hürriyet sevdamın rengi.
|
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : Ceyhun Talat ERYÜCE
|
 Türk aydınının toplumsal meselelerdeki gayr-i millî tutumu, halkımızın nazarında pek itibar görmemekle birlikte şaşırtıcı bir durum olmaktan öteye gidememiştir. Türk münevverinin tarihî gelişim merhalelerinde dikkat çekici değişmez bir gerçek ise pozitivizm ve bundan kaynaklanan batı taklitçiliğidir. İki yüz yıllık modern düşünce tarihimiz, tıpkı devletimizin iki yüzyıllık siyasî tarihi gibi şaşkınlıklar, hayal kırıklıkları, ümitsizlikler ve devamlı perişanlık halindedir. |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : Yavuz KURTKAYA
|
 Biz ki İbrahim’in ateşe atıldığını duyup ağzına alabildiğince su yüklenip o kocaman ateşe koşan safı belli karıncayız. Hem de İbrahim’in taşı kesen bıçağı altında koç İsmail’iz tereddütsüz. Biz biliriz ki şeytan, en çok kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayan halk içinde zararsız iyi insan diye bilinen, haksızlık karşısında susanları sever. Biz de ne haksızlık karşısında susmayı seçtik ne de kalben buğz ederek vicdanımızı rahatlatmayı… Biz haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır deyip, bu memleket bizimse bizim de fikirlerimiz var deyip haydi bismillah diyerek kolları sıvayanlardanız. |
|
Devamı...
|
|
|
Yazar : Volkan AKACI-Begüm KAYALAR
|
 “… İlk enstrümanımı kendim yaptım. 1 ay sürede bitirdim ama yaptığım enstrüman bir bağlama değildi. Tonu cümbüşü andırıyordu. Klavyesi bağlama klavyesiydi ama döşü metalikti çünkü bir tencereden yapmıştım. İlkokul 5’teyim o zaman. Eski öğretmenlerimden biri bu enstrümanı görünce çok şaşırmıştı. “Ben Halis Ağa’ya söyleyeyim de sana bir saz alsın.” Halis Ağa dediği de babam. “Babama sakın söyleme, zamanı gelince ben söylerim. “ dedim. Liseye geçtiğimde bir bağlamam oldu…” Usta bir Türk Halk Müziği sanatçısının profesyonel müzik hayatına doğru attığı ilk büyük adımları anlatıyor bu cümleler. Azmin ve sabrın farklı bir tanımı… |
|
Devamı...
|
|