Skip to content

KIRKTUĞ İlim,Kültür ve Sanat Dergisi

default color light color
Konumunuz:ANASAYFA
Hasan Eşici İle Bir Söyleşi Yazdır E-Posta
Hasan EşiciGenç Akademisyenler ve Üniversiteliler Eğitim, Kültür Derneği’nin Başkanı Hasan Eşici ile dernek, dergi, gündem ve hayata dair bir söyleşi yapmak üzere, başkanı evinde ziyaret ettik. Çaylarımızı yudumlarken yaptığımız kısa sohbet, yorucu bir hayatın ilk sinyallerini bize veriyordu.Öyle ki bir hafta içerisinde, doktora derslerine ve ödevlerine, kitap okumaya zaman ayırmanın yanında, dernek faaliyetlerine, spora, dostlarına, arkadaşlarına ve eşine zaman ayırabiliyordu. Belki de hayatı anlamlı kılan kişilerin zamanı ne kadar dikkatli kullandıklarında gizliydi. Sıcak ve sade bir evi olan başkan kısa bir ikramın ardından, sorulara geçebileceğimizi ifade etti. Hiç vakit geçirmeden ilk sorumuzla başladığımız söyleşimizle sizleri baş başa bırakıyoruz.

- Okuyucularımıza kısaca kendinizden bahseder misiniz? 

Samsun’da doğdum. Liseden mezun olana kadar eğitimime Samsun’da devam ettim. Lisans eğitimimi Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı’nda tamamladım. Yüksek lisans ve doktora öğrenimimi Gazi Eğitim Fakültesi’nde aynı anabilim dalında yapmaktayım. Ben, ilköğretim ve lise çağlarındayken, tatillerde dayımın pide salonunda esnaflığı ve pide yapmayı öğrendim. Belki de hayata dair çoğu bilgiyi orada yaşayarak öğrenme fırsatı buldum. Liseden mezun olduktan iki yıl sonra bir yıl kadar Samsun Büyükşehir Belediyesi’nde çalıştım. Devlet kurumu olması sebebiyle bürokrasiyi, devletin kurumlarının nasıl işlediğini, eksiklerini, yanlışların nelerden kaynaklandığını görme ve tanıma fırsatı buldum. Bir yıl gibi kısa bir sürede hayata bakış açım değişti ve üniversite okumaya karar verdim. Yani liseden mezun olduktan üç yıl sonra üniversiteyi kazandım. Ancak bu yıllar benim için bir kayıp olmadı. Fikirleri ve hayat felsefesi olan bir birey olarak, hayatın acımasız yanlarını da görmüş olarak üniversiteye geldim. Üniversitede ise siyaset ile tanıştım. Beytepe Yerleşkesi siyasî bakımdan hareketli bir yerleşkedir. Bu nedenle oradaki fraksiyonların fikirlerinin neler olduğunu, gerekliliklerini, topluma, devlete faydalarını sorgulamaya başladım. Eğer bir düşüncenin millete ve devlete faydası yoksa benim için o düşüncenin hiçbir anlamı olamazdı. Çünkü belediyede bir yıl çalıştığım sürede, orada asgari ücretle çalışanların ev geçindirmek için ne zahmetler çektiğini gören biri olarak, onların ve onlar gibi sefalete terkedilmiş insanların meselelerini hissetmiş biri olarak, çözüm üretemeyen, onların varlığından bile haberdar olmayan düşüncelerin sorgulanmasının kaçınılmaz olduğunu biliyordum. Nitekim insan hakları, demokrasi gibi kavramların ardına saklananların aslında adını andıkları kavramların tam tersini yaşadıklarını gördüm. Hâlâ da bir siyasî hareketi, bir fikir hareketini değerlendirirken, temel felsefesinin topluma hizmet olup olmadığına, milletin özüne, kültürüne, geleneğine uygun olup olmadığına dikkat ederim. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu ideolojisi olan Türk Milliyetçiliği fikrini işte burada kısaca açıklamaya çalıştığım sebeplerden dolayı benimsediğimi ifade edebilirim. Ancak Türk Milliyetçiliği’nin, toplumun değişik kesimlerinde değişik anlamlar kazandığını dikkate alırsak benim anlam dünyamdaki milliyetçiliği size aktarmam gerekir. Müsaadenizle onu da derginizin ilerleyen sayılarında yayınlanmak üzere erteleyeyim. Pek kendimden bahsedemedim galiba ama sanırım şimdilik yeterlidir.

 -  Anlam itibariyle Kırktuğ ne demektir? 

Bu adın öncelikle çok yoğun bir beyin fırtınası ile bulunduğunu ifade edeyim. Yaklaşık on arkadaş bir hafta boyunca her akşam saatlerce tartışarak bu isimde karar kıldık. O kadar ki onlarca isim söyleniyor ve bazı isimlerin üzerinde saatlerce konuşuyoruz. Bir şekilde aday isimler birer birer eleniyordu. Yine böyle bir tartışma anında “kırk” ve “kırk”ın içinde geçtiği diğer isimler tartışılmaya başlandı. Bu arada bir arkadaşımız ‘kırktuğ’ dedi. Böylece hepimizin ve özellikle gençlerin beğenisiyle ‘Kırktuğ’da karar kıldık. Kırktuğ ne demek sorusuna gelince; kırk hem İslam için hem de Türk Milleti için önemli bir sayıdır. Peygamberimiz (sav) kırk yaşında peygamber oldu, kırkıncı Müslüman bulunduktan sonra aşikâr tebliğe başlandı. Kürşad kırk yiğitle birlikte Çin sarayını bastı. Tuğ kelimesi anlam itibariyle önemli devlet adamlarının nişanıdır. Ancak o nişan bir asaleti, bir şahsiyeti temsil etme kabiliyetine sahiptir. Biz de yaklaşık kırk kişiyle çıktığımız bu yolda tarihimizden ders alarak Türk Milleti için hizmet etmeye gönül vermiş, bu uğurda fedakârlık yapabilecek insanlarla birlikte olacağımızın, örnek aldıklarımızın kimler olacağının işaretini yedi harften oluşan bu isimle -ki yedi de bizim için önemli bir sayıdır, yeni fark ettim- yola çıktık. Bu isim sayesinde, benim veya herhangi bir arkadaşımızın ismi bu ismin önünde yer almayacak. Hepimiz bu ismin bir gelenek oluşturması için mücadele ediyoruz. Bu çatı altındakilerin belli duygu, düşünce ve davranışları, bu geleneğe göre şekillendirmesini sağlayabileceğiz.

 -  Derneğimizi mevcut derneklerden farklı kılan nedir? 

Biz derneği kurduğumuzda yaş ortalamamız 24 idi. Şimdi bir hesap yapılsa bu ortalama 22’ye düşmüştür. Biz kimseden bir menfaat ummadan, kimseden bir beklenti içinde olmadan kendi harçlıklarımızdan arttırdığımız paraları hiçbir karşılık beklemeden bu derneğe aktararak ayakta kaldık. Yola çıkmadan önce, en önemli prensibimiz derneğimizin ve dergimizin adının önünde hiçbir şahsın adının anılmamasıydı. Bir yılda bunu başarabildik. Bundan sonra da bunun için mücadele edeceğiz. Öte yandan bir yıl içerisinde yüze yakın faaliyet yaptık. Bunların içerisinde konferanslar, sohbetler, edebiyat ve anma programları, geziler vb. birçok faaliyet yer almaktadır. Bu da bize göstermektedir ki,  gençlere uygun ortam hazırlanırsa başaramayacakları bir şey yoktur. Umarım bu dernek ve dergi bu ülke için daha iyi hizmetler yapabilecektir.

 Hasan Eşici

- Cumartesi sohbetlerinden ve davet edilen konuşmacıların genel özelliklerinden bahseder misiniz? 

Cumartesi sohbetlerine çağırdığımız isimler, öncelikle alanında uzman ve örnek yaşantıları olan kişilerden seçilmektedir. Konular ise gündeme göre veya önemli görülen, gençlere faydalı olabileceği düşünülen konulardan seçilmektedir. Bizler, içinde yaşadığımız toplumdaki değerleri fark etmekte zorlanıyoruz veya onların farkına bile varmıyoruz. Adını sürekli duyduğumuz isimlerin değerli olduğunu düşünüyoruz. Ancak bu toplumun içerisinde o kadar çok değer var ki bunları fark ettiğiniz zaman dünyaya bakış açınız değişiyor. İşte biz de bu değerleri derneğimize davet ediyor ve onların bilgilerinden, tecrübelerinde ve samimiyetlerinden payımızı alıyoruz. Ayrıca, sohbet geleneği bizim kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Sohbet ortamında insanlar birbirleriyle kaynaşır. Bir samimiyet tesis olur. Bu gelenek sayesinde okuduğunuz kitapların sindirimi gerçekleşir, bazen onlarca kitaptan alamayacağınız tecrübeyi bir anlık hâl diliyle alabilirsiniz. İşte cumartesi sohbetlerinin esprisi budur.

 - İnsanların, özellikle gençlerin içinde bulunduğu hareketli hayat, onları tarih mirasçısı olmaktan alıkoyuyor mu? Tavsiyeleriniz nelerdir? 

Özellikle teknolojisinin gelişmesi ve plansız şehirleşmenin ülkemiz için ciddi zararları olduğunu düşünüyorum. İnsanların birbirine ve kendilerine yabancılaştıklarını, önlem alınmazsa daha da yabancılaşacaklarını düşünüyorum. Kendini anlayan, anlamaya çalışan insan oranının toplum içinde günden güne azaldığını düşünüyorum. Kendini tanımak için bir asabiyetin olması, bir aidiyet duygusunun olması gerekir. İşte bu duyguları sağlayacak en değerli kaynak tarihtir. Tarih, bireyin şahsiyetini şekillendiren kaynaklardan birisidir. Herkesin tarihi okuması ve geçmişini çok iyi öğrenmesi gerekir. Bu şuurlu bir millet olabilmemiz için de çok önemlidir. Ayrıca bilişim teknolojisi eğer bilinçli bir şekilde kullanılmazsa insanın, en değerli hazinesi olan zamanı çok ucuza alıp götürüyor. O zaman da bırakın topluma faydalı bir birey olmayı, kendisine bile faydası olan bir birey bile olamaz. Bu nedenle teknolojik araçların bilinçli bir şekilde kullanılması gerektiğini düşünüyorum.

 - Son zamanlarda hayat kavramının iyi bir iş, eş, aş olarak anlaşılmasındaki etkenler nelerdir? 

Bunun aslında sosyolojik olarak araştırılmasında fayda vardır. Ancak kısaca açıklamak gerekirse, ülkemiz 1980’lerden sonra ekonomik olarak büyük bir değişim geçirdi. Benim şu anda evimde olan, günlük hayatta kullandığım birçok şey o 1980 öncesinde şehrin önde gelenlerinin, sayılı zenginlerin evinde yoktu. Bugün tüketebildiğiniz ölçüde değerlisiniz fikri toplumun geneline yayıldı. 500 YTL maaşla çalışan bir işçi 1000 YTL’lik cep telefonu kullanabilmekte, markası olan ürünler satın alabilmektedir. Bunların sebebi olarak kapitalizmin parametreleri gösterilebilir. Ancak bu bizler için çok kolay bir cevap olur. Bunların sosyolojik ve psikolojik sebeplerini belirleyecek araştırmalar yapılmasında fayda vardır. Bir taraftan da bu fikri küçük görmenin yersiz olduğunu düşünmüyor değilim. Çünkü toplumun bireylerden beklentileri bu üç kelime üzerinde yoğunlaşmaktadır. İnsan toplumun beklentilerini dikkate almadan yaşayamayacağı için bunu çok görmemek de gerekir. Ancak eğer bu durum toplumumuz için bir mesele teşkil edecekse bunu aşmanın yolu büyük oranda eğitimden geçmektedir.

 - Bir akademiysen olarak üniversiteli arkadaşların “milliyetçilik” kavramına bakışlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Milliyetçilik, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucu ideolojisidir. Bugün bu kavramı sindiremeyen kişiler veya kurumlar olabilir. Ancak Ulu Önder Atatürk bu milletin yüce bir millet olduğunu ve asla esaret altında yaşayamayacağını biliyordu. İstiklal Harbi’nde bu millet kendisini yanıltmadı ve bugün bu devletimiz bizim onurlu ve şahsiyetli bir millet olarak yaşamamıza aracı olmaktadır. Ancak milliyetçilik sadece tarihini ve geçmişini çok iyi bilip ona değer vermek değildir. Bu bir bayrak yarışıdır. Her neslin kendi üzerine düşen bir görevi vardır. O nesil çağın kendisine yüklediği misyonu yerine getirmeye gayret eder. Bugün Türkiye’de yaşayan herkesin, vatandaşlık görevlerini yapan, yaptığı işi en iyi yapan, milletin ortak değerlerine sahip çıkan, ülke menfaatlerini kendi menfaatlerinin üzerinde tutan, bulunduğu coğrafyada ve dünyada sözü geçen bir ülkede yaşamak için çaba gösteren, dünyadaki zulmü görmezden gelmeden, Türk ve Müslüman âleminin meselelerine çözüm üreten bir seviyeye gelmeyi hedeflediğini düşünüyorum. Bu belki ütopya ama bu dediklerime birçok kişi katılır. Ancak bu ülkede maalesef milliyetçiler ve milliyetçilik çeşitli sebeplerden dolayı yanlış anlaşılmaktadır. Birileri de yanlış anlaşılması için çaba göstermektedir. Oysa çok basit bir mantıkla, bu ülkede yaşayan herkes aynı rüyayı görse, bilin ki o gün o rüya gerçekleşir. Bizim millet olarak ortak bir rüyaya ihtiyacımız var. Bir birim gücü yüzeye ne kadar yayılmış bir şekilde uygularsanız etkisi o kadar az olur, ancak o gücü sadece bir noktaya odaklayıp uygularsanız o zaman etkiyi odakladığınız noktada etkisi daha fazla olur. Bizim de milletimizin gücünü odaklayabileceğimiz bir hedefimiz olmalıdır. Bunu yapabilmek için milliyetçilik üzerinde oynanan oyunlara dikkat edip, milliyetçiliğin ne olduğunu çok iyi özümseyip bu oyunlara alet olmayacak, alanında en iyisi olan, yaptığı işi en iyi yapan bireyler olmaya gayret etmelidir. Bu sayede rol modeller artacak ve devletimizin kurucu ideolojisi olan Türk Milliyetçiliği de toplumun geneline yayılabilecektir. Bu süreçte sahip olunması gereken en önemli erdemler ise samimiyet, sabır ve sebattır. Biz gençlerin dikkatli olması ve bilgiye önem vermesi gerekmektedir.

 - Başkanım bu kadar uğraşının içerisinde soluksuz olarak bitirdiğimiz bu söyleşi için çok teşekkür ederim. Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mıdır? 

Tabiî ki, öncelikle sorularınızın kalitesinden dolayı sizi kutluyorum. Derginizin ilk söyleşisinde sizi çok başarılı buldum. Benim de ilk söyleşimdi. Kendimi yaşlanmış gibi hissettim gerçekten. Ben de size beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim. Ayrıca bir şey daha söylemek istiyorum. Burada ifade ettiğim birçok kavramın ciddi anlamda açıklanması gerekir. Ancak bunun için belki de günlerce görüşmek, biraz da araştırma yapmak gerekir. Hatta derneğimize gelerek bizlerle sohbet etme, faaliyetlerimize katılma fırsatlarıyla okuyucularımız daha geniş ve daha sağlıklı bilgilere ulaşabileceklerdir. Umarım beni yanlış anlamazlar. Size de hayatınızın geri kalanında sağlık, mutluluk ve esenlik diliyorum.

 - Teşekkür ederim başkanım ben de sizin için aynı dilekleri paylaşıyor hayatınızda başarılar diliyorum.

 

Yazı ile ilgili görüşleriniz için lütfen tıklayın

 

 

DUYURULAR

Kırktuğ Dergisi'nin Mayıs 2010 sayısı yayına girmiştir.

CUMARTESİ PROGRAMI

Genç Akademisyenler ve Üniversiteliler Derneği'nde Bu Hafta: 26 Aralık 2009 Cumartesi günü saat 18.00'de MHP eski MYK Üyesi İsmail Hakkı KÜPÇÜ konuşmacı olarak teşrif edeceklerdir. Sayın KÜPÇÜ "2023 Yılında Dünya ve Türkiye" konusunda seminer verecektir. Katılımlarınızı bekliyoruz. GMK Bulvarı 114/9 Maltepe/ANKARA 

SANAT

Sinema

Genç Akademisyenler

YÖNETİM
FAALİYETLER

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Anket

İstatistikler

Ziyaretçi: 429762

Kimler Çevrimiçi

Şuan 1 konuk çevrimiçi

Syndicate