| Kaşgarlı Mahmud'dan Günümüze Türkçe |
|
|
Ünlü bilgin Kaşgarlı Mahmut’un doğumunun 1000. yılını kutladığımız şu günlerde, bu önemli şahsiyetin sevdası olan Türkçe, ondan bin sene sonra ne durumdadır? ‘Ses bayrağımız’ diyerek kutsallaştırdığımız dilimizin bugün bayraktarlığını yapabiliyor muyuz? Dilimize gerekli özeni gösterebiliyor muyuz? İnsanlarımızda bugün Türkçe sevgisi, anadil duygusu ve duyarlılığı yeterince var mı? Bu kutlu bilgeyi hayırla yâd ettikten sonra, bu yazımda Türk diline yapıldığını düşündüğüm en büyük hainlik olan yabancı dilde eğitim konusu üzerinde durmak istiyorum.
Dilimize en fazla ve ciddi boyutta zararı yabancı dilde eğitim saçmalığı vermektedir. Günümüz dünyasında yabancı dilin ve yabancı dil öğrenmenin önemi elbette ki tartışılamaz. Fakat ülkemizde yapılan hata, yabancı dilin araç değil amaç olarak görülmesidir. İşte bu sebeple yabancı dille eğitim yapan okulların ve üniversitelerin sayısı hızla artmaktadır. İşin en acı ve düşündürücü yanı da, eğer Türkçe bilincini edinemedilerse, yabancı dille eğitim yapan kurumlarda okuyan Türk çocuklarının Türkçe’yi ihmal etmeleri, giderek unutmaları, özellikle yazılı anlatım yetersizlikleri içine düşmeleri ve kendi dillerini küçümseyip hor görmeleridir. Millî bilincin en önemli unsurlarından birisi olan anadilinin yetersiz olduğu inancıyla yetiştirilen bir genç, kendi diline, kültürüne nasıl sahip çıkacaktır? İşin garip bir yanı da şudur ki, her türlü uygulamalarını takdirle karşıladığımız, yasalarımızı onların yasalarına benzetmeye uğraştığımız Avrupalı devletlerin hiçbiri yabancı dilde eğitim yapmıyor. Hatta birçok ülke -mesela Avusturya- yabancı öğrencilerin dahi farklı bir dilde eğitim görmelerini yasaklıyor. Yabancı dilde eğitim uygulaması, sadece az gelişmiş ülkelerde ve sömürgelerde görülüyor. Sömürgeleşme yabancılaşmayı artırıyor, yabancılaşma kendi değerlerinden uzaklaştırıyor, sömürene daha da yakınlaşmaktan başka bir alan bırakmıyor ve bu kısır döngü bütün maddi kaynaklarla birlikte insan kaynağının da yabancıların kontrolüne geçmesine sebep oluyor. Kendimizi bile bile neden bu sömürü dünyasının içine atalım ki? Hâlbuki diline sahip çıkanlar aynı zamanda ekonomilerine sahip çıkanlardır, tarihlerine sahip çıkanlardır, soydaşlarına sahip çıkanlardır, millî geleceklerine sahip çıkanlardır, daha da önemlisi millî onurlarına sahip çıkanlardır. Bazı okullarda eğitim yabancı dille yapılırsa Türkiye’nin dış dünya ile daha kolay anlaşacağı, Türkçe’nin bilim dili olmadığı, İngilizce ile daha iyi bilim yapılacağı yolundaki görüşler yanlıştır. Bu görüşler, emperyalizmin sömürge ülkelere dayattığı anlayışın sonucudur. Her ülkede bilim ancak o ülkenin kendi diliyle yapılabilir. Yabancı dille eğitim, eğitim bilimine de aykırıdır. Çünkü bir insan, dünyayı en sağlıklı biçimde ancak kendi diliyle algılayabilir ve anlatmak istediğini de en güzel kendi diliyle anlatabilir. Sonuç olarak, Türkçe’mizin bağımsız bir dil olarak yaşaması, varlığını sürdürebilmesi için anadili konusunda şahsi ve içtimai duyarlılık kaçınılmazdır. Bu konuda tek tek bireyler ve toplum olarak dil bilinci taşımak, bilinçli çabalar içinde olmak mecburiyetindeyiz. Dilimize karşı her türlü özensizliği ve yanlış kullanımları alışkanlık hâline getirmekten kaçınmak, yabancı dil hayranlığı ile yabancı sözcük tutkusundan kurtulmak, yabancı dil öğretimi ile yabancı dilde eğitimi kesinlikle birbirine karıştırmamak, Türkçenin bilim dili olmadığı görüşüne karşı çıkmak, sözcük ve terim üretimine hız vermek, nitelikli ve yeterli sayıda öğretmen yetiştirmek, Türkçemizin varlığını sürdürebilmesi için büyük önem taşımaktadır. Eren KILIÇYazı ile ilgili görüşleriniz için lütfen tıklayın
|
Genç Akademisyenler ve Üniversiteliler Derneği'nde Bu Hafta: 26 Aralık 2009 Cumartesi günü saat 18.00'de MHP eski MYK Üyesi İsmail Hakkı KÜPÇÜ konuşmacı olarak teşrif edeceklerdir. Sayın KÜPÇÜ "2023 Yılında Dünya ve Türkiye" konusunda seminer verecektir. Katılımlarınızı bekliyoruz. GMK Bulvarı 114/9 Maltepe/ANKARA
| Sinema |
| YÖNETİM |
| FAALİYETLER |