Skip to content

KIRKTUĞ İlim,Kültür ve Sanat Dergisi

default color light color
Konumunuz:ANASAYFA
Badoybinyacılar Kimlerdir? Yazdır E-Posta
Badoybinyacılar Kimlerdir?İnsanoğlu doğuştan taraftır. Bu taraftarlık ailesine, memleketine veya inançlarına yönelik olabilir. Belli bir zihnî terakkiye ulaşmış her insan kendine has bir dünya görüşüne sahiptir. Bu görüş, bizim inandığımız Türk milliyetçiliği gibi kişinin millî değerleri ve bunlar üzerinden gelişen bir ideoloji olabileceği gibi; liberalizm, hümanizm veya sosyalizm gibi daha küresel düşünce akımlarına da dayanabilir.

 

Kimilerinin de hiçbir hayat görüşü yoktur. Kısaca BADOYBİNYACILAR diye adlandırdığımız bu insanlar, ‘Bana Dokunmayan Yılan Bin Yaşasıncılar’dır. Aslında bu da bir hayat görüşüdür ve materyalizme daha yakın pragmatik bir ihtivaya sahiptir. Ne yazık ki günümüzde bu tip düşünceye sahip olan insan sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Badoybinyacıların bir yeri, ülkesi ve lideri yoktur. Herhangi bir sınıf ve zümrede bulunabilirler. Hiçbir ideolojik literatürü olmayan bu grubun temel felsefesi olay ve olgulardan asgari zarar, azami yarar elde etmektir. Ayrıca değinmek gerekir ki Badoybinyacılar yarar elde etmekten çok zarar etmemeye daha da önem verirler. Bu grup daha çok iç karışıklıklar ile ekonomik eşitsizlik ve çalkantıların yoğun olduğu ülkelerde görülürler. Bu görüş önce orta ve üzeri yaş insanlarda görülür daha sonra ise bu kişilerin çevrelerinde hızla yayılmaya başlar. Bu yayılma kısa sürede gençleri de etkiler ve onlar da katıksız bir Badoybinyacıya dönüşürler.
 

Bu görüşün ortaya çıkması ve yayılması da şöyle oluşur. Kişi önce millî ya da küresel bir ideolojiye gönül verir. Ancak bu görüşe tam ve saf bir imanla bağlı olmazlar. Her şey güllük gülistanlıkken fanatik ve aşırı taraflı görünürler. Ancak kişisel çıkarları veya ütopik beklentileri karşılanmayınca ciddi bir bocalamaya girerler. Önce inandıkları ideolojinin liderini sorgularlar. Bu sorgulama sonucunda lidere biatten vazgeçer ve grup içi muhalefete başlarlar. Muhtemeldir ki; bunlar alternatif bir lider ile çıkar ve hayallerine ulaşacaklarını düşünürler. Bu da sonuç vermeyince inandıkları ideolojilerin farklı fraksiyonlarına ya da türevlerine meylederler. Bu fraksiyonlarda da fanatik bir tavır sergiler ve ilk gruplarına karşı yoğun bir saldırıya geçerler. Bunun da sonuç vermediğini gören bu muhalifler artık kendi ideolojilerini sorgulamaya başlarlar. Aslında vazgeçilmez olarak düşündükleri bu dünya görüşünün ne kadar da gereksiz olduğunu fark ederler. Bu aşamadan sonra farklı ideolojilere hak vermeye başlarlar. Aslında düşman oldukları düşüncelerin kendilerinden o kadar da uzak olmadığına kanaat getirirler. Eskiden nefretle baktığı karşıt düşüncedeki kişilerin yüzleri artık sevimli gelmeye başlar. Bundan sonra ‘siz de haklısınız’ benzeri cümlelerin sayısı artar. Kişi kapılarını her görüşe, sınıfa, zümreye ve cemaate açmaya başlar. Diyalogun kendisine zarar vermediğini aksine bundan yararlar elde ettiğini görmeye başlar. İşte bu aşamadan sonra kişi Badoybinyacı olmaya hazırdır.

Bir Badoybinyacıyı tanımak oldukça kolaydır.  Çünkü bu kişiler daha önceki ideolojik taraftarlıklarına ‘eski’ sıfatını ekleyerek farklı bir iletişim biçimine geçerler. Eski ideolojilerinin bir taraftarı ile sohbet ederken öncelikle kendilerinin de ‘eski’ şucu veya bucu olduklarını övünerek söylerler. Bunun ardından şuculuk ya da buculuk için ne kadar mücadele ettiklerini ballandıra ballandıra anlatırlar. Bu ana kadar karşısındaki insanda derin bir saygı ve ilgi uyandırmaya çalışırlar. Ancak bu Badoybinyacılar kendilerini saklamakta başarısızdırlar. Konuşmalarının sonunda nasihate başlar ve kendilerini hemen deşifre ederler. Bu nasihatler bunca mücadele ve çabanın boş olduğunu belirtmekle başlar. Kaplumbağanın yaptığı gibi kabuğunu eleştirir durur. Karşısındaki kişiye bu düşünceden vazgeçmesini telkin eder. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi her insan bir taraftır. Düşüncesinden vazgeçmesi istenen kişinin bunun dışında yeni bir düşünceye sevk edilmesi gerekmektedir. Eski düşüncenin yerini alacak alternatif görüş tabiî ki Badoybinyacılıktır. Böylece ortaya iki farklı tür çıkar. Bunlardan birincisi doğal gelişmeler ve tecrübeler sonucu ortaya çıkarken ikincisi bu ilk türün telkinleri ile görüş değiştirenlerdir. Bu türlerden ikincisi hayat standartlarını yeniden düzenler ve ömrünün sonuna kadar bu şekilde yaşar. Birinci türün ise geçmişte yaşadıklarının kırıntıları vicdanını rahatsız eder ve bunu bastırmak için sürekli bir misyonerliğe başlar. Bu yüzden birinci tür oldukça tehlikelidir ve virüs taşıyıcıları gibi Badoybinyacılığı herkese yayarlar.
 Ülkemizdeki Badoybinyacılar en büyük zararı ise milletimizin şahsında Türk milliyetçilerine vermişlerdir. Bunlar Hunlar zamanında Çin Hakanı’nın elini öpenlerdir, Göktürkler zamanında Çin’in tatlı sözüne ve yumuşak ipeğine aldanıp Çinlilerle evlenenlerdir. İlteriş kurt başlı sancağı diktiğinde altına gelmeyenlerdir. Uygurlar zamanında Budizm’e geçenlerdir. Selçuklular zamanında sarayda gönül eğlendirenlerdir. Moğollar zamanında diz bükenlerdir. Osmanlıların son zamanlarında lale ekenlerdir. İşgal zamanında manda sevenlerdir. Tekalif-i Milliye Emirlerine uymayan, Sakarya’ya, Dumlupınar’a gelmeyenlerdir. 70’li yıllarda dinlerine, peygamberlerine küfreden pankartların altından ses çıkarmadan geçerek okuyup mevki ve makam elde edenlerdir. Bunlar tehlike ve zarar ortadan kalkınca, kaçtıkları yerlerden veya saklandıkları deliklerden zafer çığlıklarıyla meydanı ilk dolduranlardır. Yükü ve sıkıntıyı çekip zaferi kazananları unutturup, ganimeti kendine pay edenlerdir. Bunlar ülke kızıl bir köpeğe yem edilirken ve binlerce gül dalı yere serilirken ses çıkarmayıp, bir Eylül gecesi gelip siz de kimsiniz diyenlerdir. Binlerce vatan evladı taş duvarlar arasında çürürken viskilerini yudumlayıp kollarındaki kokoşların Paris anılarını dinleyenlerdir. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını çalıp daha doğmamış nesilleri dışa borçlu edenlerdir. Kendisinin işini bilmesi gibi memurlarının da işini bileceğini bilenlerdir. Müslümanlık propagandası yaparak iktidara gelen ve Ramazan ayında bir öğle vakti barış çanı çalarken şarap içenlerdir.  Bunları destekleyenlerdir.

Badoybinyacılarla ilgili binlerce örnek verilebilir. Tüm ideolojiler ve özellikle Türk milliyetçileri bunlara karşı dikkatli olmalı ve önlem almalıdır. Eğer çevrenizde, toplum içinde slogan atılmasından ve tekbir getirilmesinden, siyah takım elbise giyerek ve ‘teknik’ adımlarla kalabalık bir şekilde yürüyenlerden, olur olmadık kavga edenlerden, ocaklarda sigara içenlerden, bilgi birikimsiz Ülkücülerden şikâyet edenler varsa şüphelenmeye başlamalısınız. Şüphelerinizi ispatlamak için o kişinin günlük hayatına bakmalısınız. Bu kişi çevresinde ülkücü ve örnek bir şahsiyet olarak biliniyorsa, eleştirilerini sadece ülkücüler içerisinde yakın gördüklerine yapıyorsa, dışarıda davasını savunuyorsa, eleştirdiği kişi ve topluluklarının içindeyse ve onlarla da bu konuların yanlışlığını usulünce tartışıyorsa şüphelenmekten vazgeçmelisiniz. Ancak eleştirip duruyor, bunu düzeltmek için hiçbir şey yapmıyorsa, ‘eski’ ile başlayan olay ve sıfatlandırmalardan sıkça bahsediyorsa, kendi çocuklarını ülkücü teşkilat ve kuruluşlardan uzak tutuyorsa iyice şüphelenmelisiniz. Sizden sandığınız o kişi BADOYBİNYACI olabilir!!!

 

Mahmut Afşin ÇAPAROĞLU

 Yazı ile ilgili görüşleriniz için lütfen tıklayın

 

DUYURULAR

Kırktuğ Dergisi'nin Mayıs 2010 sayısı yayına girmiştir.

CUMARTESİ PROGRAMI

Genç Akademisyenler ve Üniversiteliler Derneği'nde Bu Hafta: 26 Aralık 2009 Cumartesi günü saat 18.00'de MHP eski MYK Üyesi İsmail Hakkı KÜPÇÜ konuşmacı olarak teşrif edeceklerdir. Sayın KÜPÇÜ "2023 Yılında Dünya ve Türkiye" konusunda seminer verecektir. Katılımlarınızı bekliyoruz. GMK Bulvarı 114/9 Maltepe/ANKARA 

SANAT

Sinema

Genç Akademisyenler

YÖNETİM
FAALİYETLER

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yokmu? Kayıt olun

Anket

İstatistikler

Ziyaretçi: 429766

Kimler Çevrimiçi

Şuan 1 konuk çevrimiçi

Syndicate