| Davudî Uyku |
|
|
İnsan bünyesinin en vazgeçilmez ihtiyaçlarından biridir uyku. Kendi içinde değişik dönemleri vardır. Vücut fonksiyonlarından bir kısmı durur, bir kısmı yavaşlar. Bazı dönemlerde bir kısım vücut fonksiyonu artar. Uyku, bir yönüyle de insanı düşündüren, insan dimağında farklı ufuklar açan, insanın kendisinden çıkıp kâinatı anlamasına vesile olan ipucudur.
Uyku, kimine sığınak, kimine ise hayatın boşa geçen anı gibidir. Kimisi uyumak için yaşarken, kimisi de uykuda geçen zamanı yaşanmadan geçen zaman olarak değerlendirir. Sığınaktır kimisine; dünya dertlerinin son bulduğu, ızdırapların bir nebze de olsa unutulduğu sığınak… Çok acı çeken hastaları uyuturlar acı çekmesin diye. Belki de ölüme hazırlansın diye (?). Kimisi uyanıkken de uyuduğunun farkına varmazken, kimisi uykusunda farklı âlemlere geçer. Diyardan diyara yol bulur, diyardan diyara yol alır. Tefekkür ehli az yemek, az konuşmak gibi az uyumanın da insanı olgunlaştıracağına inanırlar. Uyku nefsin isteğidir. Nefsin arzularına karşı gelerek nefsin esaretinden kurtulacaklarına inanırlar. Nefsin esaretinden kurtulup, nefsi gönlün ve düşüncenin esiri yapmak için. Ve uykunun meyvesi rüya… Şairin ‘gözsüz görüyorum rüyada nasıl?’ diyerek şair-ul şuara makamına yükselmesine, gönül gözünü keşfetmesine vesile olan rüya… Çetin ve çileli bir yolculuğa çıkmasına vesile olan rüya… Rüya görmek için uyumalı insan. Rüyada görülmesi gerekeni görmek için. İnsanın hiç göremediği güzellikleri rüyasında görebileceğine inandığı için uyumalı. Yaradılmışların en güzelini görebilme umudunun adıdır uyku. Âlemler Sultanı’nın ayaklarından öpebilme ümidinin adıdır. Belki de Hz. Vahşi gibi O’na görünmeden gizli gizli O’nu seyredebilme ümidinin adıdır. Müjdeyi vermiştir çünkü Âlemler Sultanı ‘beni rüyasında gören gerçekte görmüş gibidir çünkü şeytan benim suretime bürünemez’ diyerek. Bu dünyada rüyasında onu göremeyenlerin ahrette de onu göremeyeceklerine inanır bir kısım İslam âlimleri. *** Talebe hocasına gider. Hz Muhammed (SAV)’i rüyasında görmek için ne yapması gerektiğini sorar. Hocası talebesine gün boyu tuz ve ekmek yemesini ama hiç su içmemesini tembihler. Talebe verilen emri uygular. Ertesi gün muradına erememenin sıkıntısıyla gelir hocasının huzuruna. Görememiştir çünkü Âlemler Sultanı’nı. Hocası ne gördüğünü sorar. ’Resullulah’ı göremedim efendim ama gece boyu su çeşme dere ırmak gördüm’ deyince hocası dersini verir. ‘İşte’ der, ‘vücudunun su aradığı gibi arayacaksın onu. Ruhun ona susayacak.’ Talebe almıştır dersini. Neyi, nerede, nasıl araması gerektiğini öğrenmiştir. Neyi görüyorsak rüyamızda, ruhumuzun neyi istediğini, neyi özlediğimizi, neyi sevdiğimizi daha rahat anlarız. *** Resullullah (SAV) Efendimiz’e nübüvvet gelmemiştir daha. Zeyd bin Harise köle olarak Hz. Hatice’nin amcası tarafından alınıp Hz. Hatice’ye, Hz. Hatice tarafından da Hz Muhammed (SAV) Efendimiz’e hediye edilmiştir. Zeyd’i azad eder Efendiler Efendisi. Babası ve amcası bulurlar Zeyd’in izini o sırada. Mekke’ye gelirler, oğullarının efendisinin huzuruna, Efendiler Efendisi’nin huzuruna. Zeyd‘i almak istediklerini, aslında oğullarının zengin ve soylu olduğunu, bir kervana yapılan saldırı sonucu oğullarının esir edildiğini anlatırlar. Oğullarını satın almak isterler. Hz Muhammed (SAV) azatlı olduğu için Zeyd’in gitmekte serbest olduğunu söyler. Zeyd babasıyla gitmek istemez. Ayrılmak istemez Efendimiz’den. Tekrar gelirler huzura durumu anlatır yardım isterler, söyleseniz de bizimle gelse derler. Efendiler Efendisi söyler son sözü, anlayanlar için yıllar sonrası için söyler, ben beni isteyeni daha çok isterim. Ve kendisini isteyeni daha çok istediğini isbatlar: Zamanın âdeti gereği Safa tepesine çıkar ve bütün Mekkelilere Zeyd’in kendi oğlu olduğunu söyleyerek evlatlık edinmiş olur. O günden sonra Zeyd ibni Muhammed olarak anılır. Ta ki evlatlıkların öz evlat gibi olmayacağıyla ilgili ayet gelene kadar… Gelmemezlik etmez Efendimiz, O’nu gerçekten sevenin rüyasına. Kendi sözü vardır çünkü, ‘Ben beni isteyeni daha çok isterim. *** Gelmemezlik etmez Efendimiz, O’nu gerçekten sevenin rüyasına. Kendi sözü vardır çünkü, ben, beni isteyeni daha çok isterim. Düşünün rüyalarınızı, kaç kez görmüşsünüzdür sizi sevmeyen sevgilinizi? Kaç kez görmüşsünüzdür taraftarı olduğunuz futbol takımının maçlarını? Kaç kez zengin olduğunuzu, bakan olduğunuzu, başbakan olduğunuzu görmüşsünüzdür? Nazar edin gönlünüze, gönlünüzde neyin özlemi olduğunu anlayın. Mevlana'ya sormuşlar; ‘nedir insanın kıymeti?’ ‘Aradığı şeydir.’ demiş. İnsan ne arıyorsa o kadar kıymetlidir. Ne aradığınızı ve ne kadar kıymetinizin olduğunu düşünün. *** Tarih kitapları bir sahabeden bahseder. O sahabe yirmi yaşındayken peygamberimiz ebedî âleme göçer. Sahabe seksen dört yaşında vefat etmiştir. Ömrünün son günlerinde şunu söyler; Resullulah (SAV)’i rüyada görmediğim hiçbir gün olmadı. *** Yine bilinir ki; yalan olarak, bir insanın görmediği rüyayı gördüm demesi yeterlidir. İnsan rüyasında Âlemler Sultanı’nı görebilme umudu için uyumalı. Her gece yatağa O gelebilir diye edeple ve duayla girmeli. O edep ve o dualar biraz daha yaklaştıracaktır bizleri peygamberimize. O’nsuz uyanılan bir gecenin sabahında, O’nu görememenin hayal kırıklığıyla, Âlemler Sultanı’na yazdığım;
Davut KARATAŞ
Yazı ile ilgili görüşleriniz için lütfen tıklayın |
Genç Akademisyenler ve Üniversiteliler Derneği'nde Bu Hafta: 26 Aralık 2009 Cumartesi günü saat 18.00'de MHP eski MYK Üyesi İsmail Hakkı KÜPÇÜ konuşmacı olarak teşrif edeceklerdir. Sayın KÜPÇÜ "2023 Yılında Dünya ve Türkiye" konusunda seminer verecektir. Katılımlarınızı bekliyoruz. GMK Bulvarı 114/9 Maltepe/ANKARA
| Sinema |
| YÖNETİM |
| FAALİYETLER |