| Aks-ı Medeniyet |
|
|
Allahın adıyla başlarım şüphesiz kalem de onundur. Her şey ondandır ve her iyi amel elbette ki onadır. Günümüzde baskın sistem olan ve insanlığı baskı altına alan Batı düşünce sistemi, kabul edilmelidir ki Roma düşünce sistemi ve onun selefi olan Eski Yunan düşünce sistemiyle dolaylı olarak bağlantılıdır. İnsan elbette ki düşünce ve uygulamalarıyla vardır. Eski Yunan düşünce yetisini, belli mali güce ulaşan, yaşamını kazanma tasası olmayan yurttaşlarına özgü kılmıştır. Düşünmeye başlayan insan, akla ilk gelen soruya cevap bulma arayışına girmiştir. Varoluşun sırrı ve aslı nedir? Ve cevabına kaynak olarak en yakın çeyreği seçmiştir “doğayı”. Varoluşun özünü suda, havada, ateşte aramış, dar ve küt cevaplar bulmuştur. Özetle zat-ı ve sıfatı birleştirmemiştir. Sıfatı görmüş belki anlamış ama zat ile olan derin ve derin bağlılığı çözememiştir. Sıfatı bulan ama zat-ı arama zahmetine girmeyen, sakat medeniyet sınıflı toplum yapısına önayak olmuştur. Sınıflı toplum yapısı, toplumun her alanına nüfuz etmekte gecikmemiştir. Bu durum Batı Medeniyetini oluşturan tüm öğelerde görülür. Ayırmayı merkezine oturtan medeniyet: dilini, dinini ve yaşam tarzını bu tercih çerçevesinde şekillendirmiştir. Her insanın bir derya olduğunu ihmal etmiş, kadını erkekten, soyluyu köleden, fakiri zenginden ayırmıştır. Hak din Hıristiyanlık dahi bu sakat düşünce tarafından saptırılmış, teslis inancına göre yeniden yapılandırılmıştır. Bu ahval batıyı faydacı, bencil, sömürücü, kapitalist sisteme sürüklemiştir. Zat-ı ve sıfatı ayırmama kendini tekrar ve tekrar göstermiştir. Hareketsiz yapıya alışkın Batı, bizlerin olağan yaşantısına yön veren hareket ve paylaşımcılık kavramlarına ters düşmüş ve yabancılaşmıştır. Muhakkak bu durum kültürün en belirgin öğesi olan dilde dışa vurulmuştur. Batı’da kişiye gereken değer verilmemiş, cinsiyet ayrımı yapılmış ve hatta daha öteye gidilip nesneler cinsileştirilmiştir. Batı sistematiği insanoğlundan şunu ister hale gelmiştir.”Maddeden son raddeye kadar faydalanmak için ruh ölmelidir.” Türkler son ve hak din İslam ile tanışmadan evvel de tek düzen ve teşkilat içinde organize olmuşlardır. Fakat bu duruma farklı ve değişken insan yapısının kabulünü engellememiş aksine sahip çıkmıştır. Cinsiyet, yaş, fiziksel özellik ayırt etmeksizin her insan bir değer kabul edilmiş ve sahiplenilmiştir. Kut mantığı ile töreler oluşturulmuş, her nefere özel yaşam alanı ve toplu hareket bilinci kazandırılmıştır. Varoluşun başlangıcının ayrılık ama aynı zamanda birlik olduğunu kavramıştır. Ebu Mansur Muhammed’in kılavuzluğunda, “her şey ne aynıdır ne gayrı” sistematiği benimsenerek, insan sevgisinin Allah sevgisinden geldiği anlaşılmış ve hayata bu sözle bakılmıştır. Kısaca Türk zat-ı ve sıfatı birleştirmiş, her ferdini bu inanç ile yetiştirmiştir. Türk, demircisinden ozanına, çerisinden hakanına kadar her işini Kut bilinci ve töre düzeniyle yapmıştır. Basit maddeci ve şekilci ayrımcılığa girişmemiştir. Türk’ün atasından aldığı genetik özellikler, hareket kavramının yerleşik hayata geçildikten sonra bile ayakta kalmasını sağlamıştır. Hareket bilinci Türk’ün keşfetmesine, keşfettiğini uygulamasına ve yeni şeyler öğrenmesine sebep olmuştur. Bu sebep oluş sapmaya neden olmamış, aksine nizam-ı alem bilincini pekiştirmiştir. Kuvvet inancını hak yolda ve halkı için harcayan Türk, tüm beşeri duygularını som altından kültürü üstüne mineci gibi nakşetmiştir. Biz yeni kuşak Türk Milliyetçileri’nin, medeniyetimizin bir Türk ve İslam karışımı değil alaşımı olduğunu fark etme zamanı gelmiştir. Bizim görevimiz simyacılık yapmak değildir. Bizden olanı bilinçsiz sahiplenmek ve diğer medeniyetleri başkalaştırıp, körleşmişçesine eleştirmek bizi sonu gelmez uçurumlara sürükleyecektir Tüm bunların yanında almaçlarımızı açık tutmalı ve alık aydınların temelleri sapasağlam duran, tutarlı ve sistematik medeniyetimizi bağnaz, küt, özünü göremeyen, batılılaşma çığlıkları ile kuduzvari karalama çalışmalarına izin vermemeliyiz. Saygılarımla... Ayvaz Rauf AKA
Yazı ile ilgili görüşleriniz için lütfen tıklayın |
Genç Akademisyenler ve Üniversiteliler Derneği'nde Bu Hafta: 26 Aralık 2009 Cumartesi günü saat 18.00'de MHP eski MYK Üyesi İsmail Hakkı KÜPÇÜ konuşmacı olarak teşrif edeceklerdir. Sayın KÜPÇÜ "2023 Yılında Dünya ve Türkiye" konusunda seminer verecektir. Katılımlarınızı bekliyoruz. GMK Bulvarı 114/9 Maltepe/ANKARA
| Sinema |
| YÖNETİM |
| FAALİYETLER |