| Medeniyetimizin Muhasebesi-İstanbul |
|
|
Tarihte bazı şehirlerin birçok hikâyesi, destanı, kahramanı ve sembolize ettiği pek çok değeri vardır. Bu ay Türk mührünün vuruluşunun 555. yıl dönümünü kutlayacağımız İstanbul ise sembolden ziyade birçok değerin anlamı olmuştur.İstanbul, ilerleyen yaşından ötürü deveye bağlı bir şekilde Medine’den sefere giden Eyüp El Ensari’nin Resul’e duyduğu aşktır. İstanbul, Peygamber’in hadisine nail olan komutan ve onun askerlerinin şeref madalyasıdır. İstanbul, Ulubatlı’nın elinde dalgalanan bayrak, 600 yıllık Devlet-i Ali Osman çınarıdır. İstanbul, bir medeniyetin nereden nereye geldiğini gösteren bir muhasebedir. Türk-İslam Medeniyeti’nin asırlarca başkentliğini yapmış bu güzide şehrin, incelendiğinde sosyal nizamımızdaki iniş ve çıkışları gösteren bir canlı misal olduğu görülecektir. Geçmişte kimsenin hakkından fazlasını almadığı sadaka taşlarının bulunduğu, gün içinde müşterisini siftah yapmayan komşusuna yollayan esnaflarının bulunduğu bu şehir şimdi ise pavyonların merkezi, mafyaların parsellediği, uyuşturucu trafiğinin döndüğü suç oranı yüksek bir şehir haline gelmiştir. Bu değişimi görmemek zor değildir. Ergun Göze’nin de bir köşe yazısında belirttiği gibi “Bir zamanlar Necip Fazıl’a, Orhan Veli’ye ilham veren İstanbul, şimdi ise çete ve mafya filmlerine ilham vermektedir.” İstanbul sadece bir misal ve semboldür. Bütün bir Türk toplumu, içindeki İstanbul’u, baskı, zulüm ve her türlü hurafeye sahip Kostantinapole çevirmiştir. İnsanımız, bir yarısı Avrupa’da bir yarısı Anadolu’da olan İstanbul gibi, kendi benlik ve ruhundan kopmaya çalışan ama Batı’nın da kötü bir kopyası olan bir birey haline gelmiştir. Kendimize olan özgüvenimizi yitirip bize ait her şeyi şu andaki durumumuzun sorumlusu göstermek gibi bir hastalığa düştük. Şuur, iman ve ahlakı, kurnazlık, para ve küfre peşkeş çektik. Bunun da sonucu olarak içtimai hafızamızı yitirdik, sosyal nizamımızı bozduk ve en önemlisi siyasetimizi kaybettik. II. Mahmut döneminden beri bir Batılılaşma ihanetine esir bırakılan insanımız birbirine ve en önemlisi kendisine yabancılaştırıldı. Medeniyet inşa eden münevverlerimizin yerlerini kendi değerlerine hakaret eden, Türk toplumundan uzak, genç beyinlere zehir enjekte eden sözde aydınlar aldı. Eğitim sistemimiz ezberci ve düşünmeyi tıkayan bir nesil yetiştirir hale geldi. İnsanımız bir şehir gibi tıpkı İstanbul gibi yozlaşmaya yüz tuttu. Milletimizin derin kökleri ve bir yerlerde var olan iman ve şuuru elbette gün yüzüne çıkacaktır. Gönül veya ruh adına ne dersek diyelim milletimiz içindeki İstanbul’un burçlarına bayrağını yeniden dikecektir. 3000 yıllık gurur ve şuurunu arkasına alarak yüksek bir imanlar dövecektir surları. Yıkık, talan ve harap olan İstanbul’u yeniden fethederek bu kötü gidişe dur diyecektir. Alınamaz denen Kostantinapol’e, içinden Fatih çıkaran milletimiz kendisinin de Fatihi olacaktır.
Alperen GÜNHAN
Yazı ile ilgili görüşleriniz için lütfen tıklayın |
Genç Akademisyenler ve Üniversiteliler Derneği'nde Bu Hafta: 26 Aralık 2009 Cumartesi günü saat 18.00'de MHP eski MYK Üyesi İsmail Hakkı KÜPÇÜ konuşmacı olarak teşrif edeceklerdir. Sayın KÜPÇÜ "2023 Yılında Dünya ve Türkiye" konusunda seminer verecektir. Katılımlarınızı bekliyoruz. GMK Bulvarı 114/9 Maltepe/ANKARA
| Sinema |
| YÖNETİM |
| FAALİYETLER |